Friday, June 11. 2010
Büyüyorsun, doğum gününün en şirin anısı annen ve babanın aldığı o merdivenden çıkan köpecikli oyuncağa aşık oluşundu. Çok sevimli oldun giderek. Seni çok seviyoruz...
Posted by Fatma Bilgin
at
22:49
Uçurtma Bayramları
Meleğim,
İlkler her zaman unutulmaz bir tat bırakır. Senin için, her şeyi ilk kez tanıma dönemleri, bizler içinse bu tatları sana yaşatma yarışı. Biraz büyüse de uçurtma uçurtsak diye hayaller kurup dururken, büyüyüverdin. Hava ısınır ısınmaz uçurtmanı alıp, telaşla planlar yaptım. Hem dedene, hem babana haber ettim, ikisi de hemen kendini planladı :) Sonuç : Bir hafta sonu 2 gün uçurtma keyfi.... İlk kez tanıdın uçurtmayı, pek de anlam veremedin. Bu neşeli anımızdan birkaç sözün ve bir kaç resmin : - Hala ben de tutçaaam. - Ben kuyruğunu tütiim. - Beni de kuyyuna bağlarıs , uçarıs... - Halam çok gitti. (yükseldi).
Posted by Fatma Bilgin
at
21:32
Tuesday, January 26. 2010Gerçek Kardam AdamFriday, January 22. 2010Azra'nın Kardam Adamı
Kardan adam yapalım hadiii!
Geçen hafta sonu geldiğimde, kardan adam yapalım diye tutturdun. Hava günlük güneşlikti tabii :) Halasının yeğeni, ben de kış ayında dut istememle ün salmışım senin kadarken. Ama benim halam olmadığı, için bu derdime derman bulunamamış, mevsimlerce beklemişim :P Oysa senin halan var. Yapalım tabii dedi hemen... Şaşkın bakışlar arasında, uhu bulundu , dosya kağıtları, kalemler, minik kumaşlar ve de pamuk... Kardan adam yaparız ama zeytin çekirdeği lazım dedi. Bir güzel de zeytin yedirdi sana :) Zeytinin çekirdeğini çıkarman, dakikalar sürdü... Sonra pamuktan kardan adam yapıldı, gözlerine zeytin çekirdekleri yapıştırıldı, boynuna kumaştan atkılar hazırlandı. Başına beresini de minik prensesimiz boyadı. Ve sonra götürüp buzdolabına asıldı Azra'nın kardan adamı... Tüm bunları yaparken, neşe belirtisi pek yoktu yüzünde, büyük bi ciddiyetle uhunun parmağına yapıştırdığı pamuklarla uğraşıldı. Bu sırada anne ve baban kısa bir ziyarete çıkmışlardı. Döndüklerinde, dolaptaki kardan adamı göstermek istedin. Koşa koşa geldin mutfaktan. "Anne, gel bak, kardam adam yaptık bis." Ne dediğini anlamaya çalışırken biz, sen bi daha koşup geri geldin ve bu esnada hepimizin gözü önünde düştün. Poponun üzerine, gözler doldu hemen. Kardam adamı göstericektim ama şimdi popoma bakın dedin. Bu hafta ise gerçek kar yağıyor. Belki gerçek kardan adamı da yapabiliriz birlikte. :)
Sunday, December 6. 2009Söz veriyorum seni kaykaylara götürücem hala!Wednesday, November 18. 2009Aferim sana ,tü Maasallah
Efendim, bu yazı kimilerine iğrenç gelebilecek içeriklerle dolu. Midem kaldırmaz diyen bundan aşağısını okumasın!!!
Geçtiğimiz hafta sonu, Kuzuluk Kaplıcalarında buluştuk canım, babaanneler orada tatilde oldukları için. Minik, şirin bir ailenin, mutlu, küçük parçaları olmanın, ama parçaları birleştirince kocaman Voltran'ı oluşturmanın dibine vurduk doyasıya. Yediklerimizi içtiklerimizi bi yana bırakıp, mıçtıklarımızı anlattığım bir yazı olacak :) İkinci Kliptonik vakasıdır, bilenler bilir... Bilmeyenler buradan bilgi edinebilir... Efendim, halamız, hala olmanın verdiği o bitmez tükenmez gazla, küvete giricem yeğenimle diye tutturdu tabii... (Çok da ısrar edemedi, önceki gün girmiş diye.. Zira sıcak suyu tok karnına görünce, küvette anne babamızın üzerine kusuvermişiz...) Ama sonra, Aslan Kral belirip, "Olsun canım, girsin bugün de bişi olmaz" dedi, kucağına aldığı gibi, Kripton gezegeninin güzeller güzeli prensesini soydu, küvete bırakıverdi... Bi süre, She-ra'nı kucağında, suya ısınma turları attıktan sonra ("ben korkmuyom ki", "mayon bu mu halam" -tutunmak için sıkıca- türünde kandırık cümlelerle) yavaş yavaş suya girdi prenses. Bu sırada Aslan Kral da fotoğraflar çekti. Sonra küvette başbaşa su tekmelemece oynadılar neşeyle. Prenses zaman zaman, suyu ağzına almayı denedi, ama She-ra tembihliydi izin vermedi. (bakınız, önceki gün yaşanan öncü Kriptonik vakası, hemen 2 paragraf üstte) Eğlencenin dibine vurmuş, kahkahalar, Kripton gezegenini çınlatırken, sular bir anda duruldu. Prensesi bir suskunluk kapladı. Yüzünü bir garip hüzün sardı. Ve usul usul She-ra'nın yüzüne bakmaya başladı. Hiç hareket etmemeye gösterilen özenden şüphelenen She-ra güçten düştüğünü farkedince prensesin, ortada bir Kriptonik vakası olduğunu hemencecik çözdü. Hem de 2 tane :) "Özleeem, yetiş" çığlıklarının ardından kapıda, güzel yüzünde ne olduğunu anlamaya çalışan ifade ile Atom Karınca belirdi. Atom Karınca bu konuda tecrübeliydi :) Ben havlusunu getiriyim abla sen yıkar mısın dedi :) She-ra Kriptonik Prensesini güzelce yıkadı. Üzülmesin diye de önemli olmadığını söyledi. Zira alınan keyfin yanında kriptonitin komik bir hal alabiliyor olduğunu tecrübe etmişti.. Bir tatlı gün daha, anılarda masalsı bir edayla, ve hep beraber neşeyle atılan kahkahalarla kaldı. She-ra saçlarını düzeltirken, Kriptonik Prensesi, kapıdan onu izledi. "Nasıl oldu?" diyen She-Ra'ya sevgi dolu sesiyle, "Aferim sana tüü maasaalaaa" dedi, böylece günü karın ağrısına dönüşen bitmez tükenmez kahkahalarla bitirdiler... Gökten 3 cisim düştü kaçın, Kriptonik Gezegeninin üstüne. Artık kime rastgelirse! Sunday, August 2. 20092. Bahar Şenlikleri
İstanbul'a gelişinizden hemen sonraki hafta ben Sakarya'ya geldim. Ve kent parka bu kez hep birlikte gittik... Yine beraber koştuk, sen kaykayda rekor denemesi yaptın.. 40 mı 50 mi oldu kaykayda? bilemiyoruzz... Artık tek kayabildiğin için, bana da sepet havası çaldın ve "Sen git" dedin :))) Bir ara, "Halan seni kandırdı mı?" diye sordular. Evet diyemedin ama, boynunu eğdin. Ben de, senin henüz küçük olduğunu, ama seni görmek üzere hep geleceğimi anlattım. O zaman sarılıp boynuma, öyle tatlı baktın ki, hemen döküldü ağzından "Halam sen geldin!" o gece her sarılışında bunu tekrarladın... Seni öyle özlüyorum ki halacığım, tabii ki hep geleceğim...
Seni çok seviyorum... Halaaam, gel beni alll!!!
Halam gel beni alll!
Bize geldin, bu gelişini de hatırlamayacaksın yüksek ihtimalle. Babaannen, deden, annen ve baban ile geldiniz. Kapıyı Hülya ile Celil açtı, ben sesini duydum. Halamın evii.... Dedin :) Ve içeri kafayı uzatıp "Halamm gel beni alll" diye bağırmaya başladın. Öyle özlemiştin ki, her an kucağımda durdun... O kadar ki uykudan uyandın gece sesin duyuldu. "Halamı getirin..." Bacaklarımda sallayıp yanına uzandım. Yüzümü okşayıp "halam uyu"dedin bana... Sabah da gözün açılır açılmaz "halam yeeede???" Sürpriz pasta getirmişsiniz gelirken doğum günüm için. Mumları birlikte üfledik. Ömrümün en güzel hediyesi yanağıma kondurduğun öpücük ve "İyi ki varsın" deyişindi... Sen de iyi ki varsın. İyi ki varsınızzz. -- Şakayla omzuma vuran Celil'e "Vumaa vuma cici yap" diyorsun "Cici" yapınca da hırçınlaşıp "Elleme, benim halam" diyorsun. :) Gezip dolaşırken de kucağımdan inmemek için zorluyorsun :) Ve artık eve dönerken gitmeyi reddedip, "Halam bana bakar" diye bombayı patlatıyorsun. Ama henüz anneden babadan ayrı kalamayacak kadar küçük olduğunu sana anlatamayacağımız için, ben de biniyorum arabaya, ve markette sana sakız alma bahanesiyle iniyorum. Ağlayıp üzülme diyee... Ama çok geçmeden durumu anlayıp, bombayı patlatıyorsun... "Halam beni kandırdı..."
Boşa demiyoruz,zamane çocukları balkon çocuğu diyeKarpuz kabuğu düşmüş çayıra bayıra. E vaktidir, yeye - halam koklaşmasının...
Karpuz kabuğu düşmüş kıra bayıra. E vaktidir, yeye - halam koklaşmasının... 2 Koca Mutlu Yıl Geçti Seninle Minik Kabak Çiçeğimiz...
İğne korkusuyla çekilen fotoğraflar Mutluluk çiçeği... Seni mutlu etmeye çalışırken, hepimiz ne kadar da mutlu olduk. İyi ki doğdun... 1 3 5 7 9 Onnnnn- Alkııış
1 3 5 7 9 Onnnnn- Alkışşş
Sayı saymayı bir çizgi filmden öğrendin. Henüz konuşmanı kutlarken biz. Baban beni aradı ve "abla, azra ona kadar sayıyor. Sen bir de bak o 2 diyor" dedi sonra telefonu sana verdi.. "Azra, biiir" dedim "İtiii" dedin, "Üççç" "Dööööğt" "Beş" "Ağtııı" "Yedi" "Setiizz" "Dokuz" "Onnnnn, Alkııışşş" Üstelik sen tek sayıları da aynı beceriyle sayıyor, ve aynı tondan alkışı hakediyorsun :)
Thursday, January 15. 2009Lala la lalala oyunumuz, ve bugünlerde sen
Meleğim, aklımda senin müjdeni aldığım o gün var. Babam aramıştı, "Sana bi müjdem var ama, Fatih'e söylediğimi söyleme. Ama söylemeden duramayacağım." demişti. Daha fazlasını söylemesi gerekmezdi, sesinin tonundan dede olacağını anlamıştım. O bana "Hala oluyorsun" demeyi tercih etti. İşte kalbime sevgin o an düştü. Baban, müjdeyi o veremedi diye biraz bozuldu ama baban arayana kadar ben heyacanımı kaybetmemiştim. Havalara uçtum. Şirketteki herkes yüzümden anladı. Sanki birden alnıma yazdılar adını...
Zamanla öğreneceksin tüm bu kavramları. Sen kardeşimin bebeğisin ve bu ilk halalık deneyimim.... Sonra o gün geldi. Her gün iple çekilen o gün. "Bebeğimiz oldu" müjdesii... Sana ancak doğduğunun ertesi günü dokunabildim. Çok miniktin, seni kucağıma aldığımda kollarım titriyordu. Şimdi günden güne büyüyor, hala diye sesleniyorsun. Çeşit çeşit oyunlarla güldürüyorsun. Lalala lalala adlı kendi ürettiğimiz oyunu oynuyoruz seninle. Annemin salon girişindeki boşlukta, ayaklarımızla halay çeker gibi yaparak birbirimize doğru tekmeler atıyoruz. Lalala lalala diyerek eşlik ediyoruz. Sen ön hazırlık olarak babaannenin paspaslarını bir çırpıda kaldırıp yer açıyorsun :) Akıllı, uslu, şirin, tatlı bir çocuksun. Derdini anlatıyorsun. Yemek konusunda sıkıntılısın hala. Katı yiyecekleri yiyemiyorsun. Diğer çocukların aksine eline aldığın hiçbirşeyi ağzına götürmüyorsun. Çok yemek gereken bişiyse bizim ağzımıza veriyorsun... Şimdi bugün, Cumartesi olsa da lala la oynasak, boynuma sarılsan, yemeğini yerken bana ütü masasının tepesindeki minik yeğenimi eğlendirme ulvi görevi verilse, mini mini bir kuşu gitarla çalmaya çalışırken akordu bozsan diye içim içime sığmıyor. Seni seviyorum.... Monday, December 29. 2008
Büyüyorsun miniğim. Her hafta sonu görüşümde biraz daha büyümüş, yeni bir şeyler öğrenmiş oluyorsun. Yeni bir şeyler yemiş, tatmadığın tatları tatmış, bilmediğin duyguları öğrenmiş, bir kaç kelime katmış kelime hazinene, dillenmiş oluyorsun. Ve ben çok özlemiş oluyorum seni, son zamanlarda sen de beni, dizimden, omzumdan , kucağımdan inmiyorsun sanki bir haftalıkmış gibi. Öpücükler konduruyorsun. Halajı diyorsun ve bütün bir hafta zihnimde kalmayı garantiliyorsun. Bebeğim benim, bazen büyüsen, kocaman olsan da ifade edemiyorsun kendini. Senin için öyle çok iyilik diliyorum ki meleğim, tüm miniklere ve sana özellikle. Kardeşimin yavrusu, miniğim. Annenle, babanla sevdiklerinle büyü bebeğim... Hayranlarınla paylaşalım bir kaç resmini değil mi?
(Page 1 of 4, totaling 50 entries)
» next page
|
QuicksearchKonu başlıkları |